Klitoris Ameliyatları (Kliteroplasti)

Vajina ve dış genital organların estetiği son yıllarda kadınlar tarafından eskiye nazaran daha dikkate alınan bir konu olmuştur. Dış genital organlar yani büyük ve küçük dudaklar, klitoris görüntü olarak kadını rahatsız edebilmektedir. Burada bir anormallik olması şart değildir yani dış genital organlarının görüntüsü tamamen normal olan bir kadın da bu görüntüden rahatsız olabilmekte ve kendisini daha farklı hayal ettiği için ameliyat ile görüntüyü değiştirtmek isteyebilmektedir. Kısacası bu estetik ve kozmetik bir problemdir bir hastalık veya işlev bozukluğuna bağlı değildir.

Ancak bazan hastalık veya işlev bozukluğuna bağlı da cinsel bölgede ve vajinada ameliyatlar yapılabilmektedir. Örneğin çok sayıda doğuma bağlı vajina bölgesinde idrar torbası veya rektum (barsak) sarkması durumunun ameliyatla düzeltilemesi veya doğum dikişine bağlı bir anormalliğin ameliyatla düzeltilmesi gibi…

ESTETİK AMAÇLI AMELİYATLAR
– Vajina Daraltılması (Vajinoplasti)
– Klitoris Ameliyatları (Kliteroplasti)
– Küçük (İç) Dudakların Küçültülmesi, Düzeltilmesi (Labioplasti)
– Büyük (Dış) Dudak Ameliyatları
– G Noktasını Büyütme (G Shot) (Orgazm aşısı)
– Doğum Kesisinin Düzeltilmesi ve Dikiş İzlerinin Yok Edilmesi
– Sarkma Ameliyatları
– Vajina Genişletme Ameliyatları

Kolporafi posterior vajina arka duvar onarımı

Kolporafi anterior yani vajina ön duvar onarımı genellikle sistosel tedavisinde uygulanan bir ameliyattır. Sistosel mesanenin yani idrar torbasının vajina içerisine doğru sarkmasıdır.

Kolporafi posterior yani vajina arka duvar onarımı genellikle rektosel tedavisinde uygulanan bir ameliyattır. Rektosel rektumun (yani kalın barsağın makata yakın olan parçası) vajina içerisine doğrı sarkması, şişlik yaratması durumudur.

Sistoseli olan hastaların idrar kaçırma şikyeti de varsa genellikle kolporafi anterior bu şikayeti geçirmez, ek başka cerrahi işlemler de yapmak gerekir.

Bu ameliyatlar genel anestezi veya spinal anestezi ile yapılabilmektedir. Bu ameliyatlardan sonra hastanede kalış süresi genellikle 1-2 günü geçmez.

Gebelik döneminde oruç tutulması

Gebelik döneminde oruç tutulması genel olarak önerilmez çükü gebelik sırasında anne adayının yeterli sıvı ve gıda alabilmesi gebe olmayan kişilere göre çok daha önemlidir. Yeterli sıvı alınamaması ve annenin susuz (dehidrate) kalması gebelik sırasında erken doğum gibi bazı komplikasyonlara neden olabilmektedir. Yine hamile bayanların kan şekeri diğer insanlarınkine göre daha kolay düşme eğilimindedir, oruç sırasında uzun süre aç kalındığında bu durum gelişebilir ve bulantı, kusma, mide yanması, kabızlık gibi şikayetlerde artış görülebilir. Özellikle gebeliğinde riskli bir takım durumlar tespit edilmiş olan anne adaylarının (diabet, erken doğum tehtidi, kanama, çoğul gebelik, gelişme geriliği gibi) oruç tutmaları daha da sakıncalı olabilir. Gebelikte uzun süre aç kalmadan sık sık ve azar azar yemek yenmesi önerilir.

Hamile kadının oruç tutarken hiçbir şikayetinin olmaması, çok rahat dayandığını ifade etmesi ve susuzluk hissetmemesi risk olmadığı anlamına gelmez. Uzun süre su içilmediğinde meydana gelen dehidratasyon gebelik üzerinde olumsuz etkiler meydana getirebilir.

Lohusalık Döneminde Oruç Tutulabilir mi?
Lohusalık dönemi doğumdan sonraki 6 haftalık dönemdir. Bu dönemde oruç tutmak anne sütünün miktar ve kalitesini etkileyebilir ve bebeğin beslenmesini güçleştirebilir bu yüzden oruç tutulması önerilmez.
Tüm bu risklere rağmen yine de gebelik sırasında oruç tutmak isteyen anneler mutlaka doktorlarına danışarak karar vermelidir. Oruç tutan anneler egzersiz yapmamalıdır.